22 09 2015

Çocukları Anaokuluna Hazırlamak İçin Neler Yapmalı?

Çocukları Anaokuluna Hazırlamak İçin Neler Yapmalı? |  görsel 1

mavikanguru.com Çocuğunuz bu sonbaharda okula başlayacaksa duygularınız biraz karışık olabilir. Yeni arkadaşlıklar kuracak olması ve yeni şeyler öğreneceğini bilmek sizi heyecanlandırır. Öte yandan miniğinizin sizin güvenli dünyanızın dışında başkalarının eşliğinde tek başına yol alacak olması kaygı verir. Çocuğunuzun da benzer duygular yaşadığını bilmenizde fayda var. Bir yandan artık büyüyüp okullu olmanın haklı gururunu yaşarken bir yandan da sizden ayrılmanın verdiği kaygı ile aynı anda uğraşır çocuğunuz. Sizin de, miniğinizin de bu tür duygular içinde olması gayet normaldir. Bu sizi rahatlatır mı bilmem ama sizinle aynı şehirde yaşayan, aynı zamanlarda benzer şeyleri deneyimleyen binlerce aile var. Bu zor süreci biraz olsun kolaylaştıracak tavsiyeler aşağıda: ·         Okula hazırlanma çok stresli ve heyecan verici bir uğraş. Bu dönemde zamanınızın büyük bir kısmını okula dair hazırlıklara ayırıyor olabilirsiniz. Fakat bu dönemi çok büyütmeden yaşamakta ve yaşatmakta fayda var. Siz okul konusunu yaşamınızın odağına koyarsanız çocuğunuzun kaygısı çoğalabilir ve siz bunu istemezsiniz. ·         -mış gibi oyunlar oynayarak çocuğunuza onu nelerin beklediğini deneyimletebilirsiniz. Bazen siz öğrenci olursunuz o öğretmen. Bazen de rolleri değiştirirsiniz. Farklı temaları bu şekilde oyun içinde deneyimlemek çocuğunuzu okula hazırlar, merakını artırır ve kaygısını azaltır. ·         Çocuğunuzun okula dair sorularını sonsuz sayıda olsalar da sabırla cevaplayın. Bu sorular onun baş etme mekanizmasının bir parçası olabilir. ·         Çocuğunuz için bir masal kurgulayın. Masalın ... Devamı

19 11 2013

Molalarda çocuk yetiştirmek!

Anne olmakla neler neler değişti hayatımda. Saymakla bitmez! Çocuğumu en iyi şekilde yetiştirmek, onun mutlu, başarılı ve huzurlu bir yaşam süreceğini emniyet altına almak anneliğin en temel hedefidir çoğu zaman. Bu hedef uğruna onlarca fedakârlığa katlanır çoğu anne. Kariyer sahibi anneler bir başka şekilde yaşarlar bu sürecin ikilemlerini: Evlatlarının yanında olmak isterler her zaman. Öte yandan geleceğe yatırımdır iş hayatı. Daha güzel bir gelecek sunmaktır evladına. Kendine yatırımdır öncelikle. Gurur duyulası bir anne olmanın garantisidir de. İkilem büyüktür. Hem duygusal hem ekonomik hem de sosyal bileşenler çok kuvvetidir. Evladını başkasına bırakıp işe gitmek! Aklının evde kalması! Vicdan azabı! Evde kalıp tüm vaktini evladı ile geçiren diğer annelere biraz haset, biraz öfke, biraz küçümseme! Evladının o gün öğrendiği yeni şeyleri bakıcıdan dinlemek. Canı sıkıldığında seni değil de bakıcısını istemesi. Uff… liste uzar da uzar. Ne çok ikilem taşır bu süreç! Çalışan anne ne çok sorgular kendini! Oğlumla dolu dolu 18 ay geçirdim. Başarılı bir 18 aydı, zira bağlanma sorunumuzu sorun olmadan hallettik. Artık yarıda bekleyen tez çalışmalarımı bitirmek vakti geldi. Bu dışarıda daha çok zaman demekti. Aynı zamanda, evde dahi olsam Ali’ye daha az zaman demekti. Yazılacak, çizilecek onca şey var. Sürecin başında, ben de henüz ne yapmam gerektiğini tam bilmiyorken, Ali’den kıstığım zaman fitil fitil burnumdan geldi. Benim herkeslere parmak ısırtan oğlum; huysuz, isteklerini ağlayarak ya da mızmızlanarak anlatan, vuran, elindekini fırlatan kontrolsüz minik bir canavara dönüştü. Bu dönüşüm yaklaşık bir haftada zirveye ulaştı. Önce anlamadım. Uykusuzken huysuzdur hep, demek ki uykusunu alamadı dedim. Ama... Devamı

03 10 2013

Ali'nin çadırdan dünyası

Birinci yaş gününde Ali'ye hediye gelen bir çadırımız var. Geldiği günden beri odasında kurulu bu çadır. İçine sevdiği oyuncakları atıyorum. Özellikle yumuşak oyuncakları. Ali çadırın içinde oynamayı çok seviyor. Çadırın içi, onun için bir sığınak. Onun saklı dünyası, özel alanı gibi. Sıkça çadırla oyunlar oynuyoruz. Fakat ben çadırın içine girmemeye özen gösteriyorum. Yakalamaca oynadığımızda Ali kendini çadırın içine atıyor. İçeride oturup heyecanla beni bekliyor. O içerideyken çadırın çevresinde dolaşıp onu heyecanlandıran sesler çıkartıyorum. Çadırın penceresinden Ali'ye bakıyorum. O da coşku ve neşe ile beni izliyor. Ancak çadırdan çıkardığı uzuvlarına elliyorum. Bu oyuna bayılıyor. Hem neşeleniyor hem de sınırlarının varlığını, annesinin bu sınırlara saygılı olduğunu, kendine ait özel bir alanı olduğunu öğreniyor. Bir de sabırla beklemeyi. Kısacası bu çadır Ali'nin bireyselleşme ve mahremiyeti öğrenme alanı oldu.   Evinde yeterli alanı olan ebeveynlere tavsiyemdir. Büyük marketlerde bulunabilir.   Devamı

26 09 2013

Ali'nin kafa vurma sorununu nasıl çözdük!

Ali'nin kafasını sağa sola vurması konusunda bir dizi yazı kaleme almıştım. Sorunun nedenlerini tespit etmek hayli zaman almıştı. Türkiye'de bu konuda yazılmış, bir annenin okuyunca 'Tamam şimdi bu konuya hâkimim!' diyebileceği bir yazıya da rastlayamamıştım. Bu sebeple bu konu üzerinde hayli önemle duruyorum. Hem bir anne hem de bir uzman olarak bu sorunu nasıl değerlendirdiğim ve nasıl çözüme kavuşturduğumu sizlerle paylaşacağım. Konu ile ilgilenen ebeveynlerin önceki benzer başlıklı yazılara bir göz atmalarını tavsiye ederim öncelikle. Bu makalem sorunun çözüm sürecine dair: Ali 16 aylık olduğunda artık kafasını sağa sola vurmayı bıraktı. Tamda planlandığı gibi gelişti her şey. Daha önceki yazımda (‘Koca adam oldu, hala kafasını sağa sola vuruyor!’ başlıklı yazı),Ali’nin kafa vurma davranışının hangi amaçlara hizmet ettiğini anlatmıştım. Ali’ye öfkesini ifade etmesi konusunda başka yollar öğretmeyi deneyeceğimi belirtmiştim. İşe yaradı. Ali artık öfkesini daha fonksiyonel ve kabul edilebilir yöntemlerle anlatmayı öğrendi. Şimdi size bunu nasıl başardığımızı anlatacağım: Öncelikle Ali’nin öfkesinin öncüllerini yani öfkeden hemen önce neler olduğunu tespit ettik. Kısaca Ali hangi durumlarda öfke gösteriyor sorusunun yanıtını aradık. İkinci olarak öfkelendiğinde yapmakta olduğu davranışı sıklıkla yok sayarak ona yeni yöntemlerin örneklerini gösterdik. Yani Ali öfkelenip çığlık atmaya ve kafasını bir yerlere vurmaya başladığında onunla yakın göz teması kurarak ‘Ohhh! Ali öfkelenmiş.’ diye tepki verdik. Bu davranış ile Ali’ye onu anladığımız mesajını vermiş olduk. Bu onun öfkesini kısmen de olsa dindirmeye yaradı. Sonra neye sinirlendiğini dile getirdik: ‘Seninle ilgilenmedim d... Devamı

16 06 2013

Başlıksız!

Başlıksız! |  görsel 1

    Bugün bir düğün nedeniyle tıkanmış bir sokağa girdim. Arkamdan gelen arabalar nedeniyle geri geri gidemedim. Düğün konvoyunun yolu açmasını bekledim. Yaklaşık 10 dakika. Dağılmadılar. Öfkelenmeye başladım. Kornaya bastım. Art arda... Tekrar tekrar. Sonra da sürekli... Göz göre göre hakkımı ihlal ediyorlardı. Onlar için özel bir gün olabilirdi. Ama benim için oradan geçip gitme hakkımın engellendiği bir gündü. Kornaya sürekli bastım. Sonra konvoyun önlerinden bir delikanlı bana doğru şiddetle yürümeye başladı. Öfkeliydi. El kol hareketleri yapıyordu. Belli ki kornaya basmam onu çok kızdırmıştı. ‘Geri geri git!’ diye bağırdı. Dehşete düştüm. Dehşetimin nedeni tam anlamıyla o an yaşadığım olay değildi. Dehşetimin nedeni insan ruhunun karanlık odaları ile bir kez daha yüzleşmiş olmamdı. Delikanlı kornaya basmamdan rahatsız olmuştu. Belli ki hakkını ihlal ettiğimi düşünmüştü. Oysa o göz göre göre hakkımı ihlal ediyordu ve hak arama çabalarıma da öfke ile karşılık veriyordu. Kendimi insanlığın karanlık odaları ile yüz yüze buldum. Ürktüm. ‘Biz…’ dedim. ‘Biz nasıl canlılarız!?’. Sonra o delikanlıyı düşündüm. Kim bilir gelinin ya da damadın nesiydi. Kim bilir ne çok uğraşmıştı harika bir düğün olsun diye. Ne özel bir gündü onun için. Ne kadar mutluydu ya da endişeliydi. Çok insanca şeylerdi bunlar. Kim bilir kimlere ne iyilikler yapmıştı o gün. Kim bilir kimleri memnun etmek için çaba sarf etmişti. Kim bilir kimlere daha güzel gözükebilmek için saatlerini harcamıştı ayna karşısında. Belki de iyi biriydi. Ama orada benim gördüğüm şey iyiden uzaktı. Adilden uzaktı. İnsandan ... Devamı

12 06 2013

Doğuramayan anneler!

Doğuramayan anneler! |  görsel 1

  Hamilelik ve doğum mucizevi süreçler. Yaşadım, biliyorum! Hamilelik süresince sürekli sorguladığım konulardan biri de doğum şeklim ile ilgiliydi. Acaba hangisi daha doğruydu!? Normal doğum mu yoksa sezaryen mi? Bu konu hakkında yaptığım ilk hata bu soruyu Google dedeye sormak olmuştu. Sadece Türkçe olan sitelerde bile o kadar çok bilgi kirliliği var ki, internet araştırmalarımın sonucunda konu hakkındaki soru işaretlerim kat be kat büyümüştü. Ruhum, sezgilerim ve normalci diye adlandırılan web siteleri ısrarla normal doğumu öneriyordu. Oysa sezaryenci grup çok daha baskındı. Sesleri kendinden emin çıkıyordu bu grubun. Zaten normal doğumcu doktor ya da özel hastane bulmak başka bir dertti. Normal doğum için gittiğiniz özel hastanelerde en ufak komplikasyonda sizi ameliyathaneye alıyorlardı. İlk kez anne olacaksanız, tek derdiniz bebeğinizin sağlığı oluyor. ‘Hemen ameliyathaneye almalıyız sizi’ diyen doktora ‘Durun bir düşüneyim!’ diyemiyorsunuz.  ‘On dakika sonra bebek elinizde’ diye ümit veriyorlar. ‘Aman, sağlıkla gelsin de gerisi önemli değil’ diyorsunuz. Oysa ne çok önemliymiş gerisi! Önemle vurgulamak istiyorum: Sezaryen doğum yapan anneler! Onca zaman doğurmak için beklediğiniz bebeğinizi doğuramamak, siz fark etseniz de etmeseniz de,  ruhunuzda çok derin izler bırakıyor. Bu izler yaşamınıza sinsice müdahale ediyor. Adı konamamış öfkeleriniz bazen eşinizi bazen bebeğinizi bazen de sizi hedef alıyor. Tahammül yetiniz içten içe kemiriliyor. Tecavüze uğramışlık hissi, bebeğiniz tarafından terk edilmişlik hissi, kandırılmışlık hissi, başarısızlık hissi, doğuramadığınız için utanma, kendini ayıplama ve normal doğurabilmiş anneleri kıskanma bu süreçte içimize oturan duygu... Devamı

11 06 2013

Ne verirsen onu alırsın!

Ne verirsen onu alırsın! |  görsel 1

    Disiplin bir çocuğun kendine güvenen ve sosyal bir varlık olarak yetişmesi için olmazsa olmaz bir kavram. Bu güne değin, doğru disiplin yöntemleri hakkında bolca yazı yazmışım.  Fakat çok kritik bir noktaya yeterince dikkat çekmemiş olduğumu fark ettim.  Disiplin uygulamalarının anlamlı hale gelebilmesi için olmazsa olmaz bir kavram: Sevgi. Disiplin uygulamalarının etkili olabilmesi için çocuğun kendini sevmesi ön koşul. Bir çocuğun kendini sevmesi için ise ailesi tarafından sevildiğini bilmesi ön koşul. Burada önemle vurgulamam gereken bir nokta var. Herkes çocuğunu sever. Önemli olan çocuğun bu sevgiden haberdar olmasıdır. Çocuğunuza sevginizi göstermenin birçok yolu var fakat temelde dikkat etmeniz gereken iki nokta var. Öncelikle sade ve anlaşılır bir dille sevgimizi dile getirmeliyiz. Hem de her fırsatta. Bu sevgi söylemlerinizin davranışlarımızla desteklemesi ise çok kritik. Yani çocuklarımızın hem sözel hem davranışsal sevgi mesajlarımıza ihtiyacı var. Her sabah Ali uyandığında odasına gülerek giriyorum ve onu kucaklarken tüm içtenliğimle ‘Seni özledim çünkü seni çok seviyorum oğlum!’ diyorum. Sonra onu güne hazırlayan, sıcacık ve sevgi dolu bir rutinimiz var. Çok değil 20 dakika kadar sürüyor bu rutin. Altını açıyorum, kahvaltısını veriyorum, biraz meme emiyor. Bu süreçte gecesinin nasıl geçtiği hakkında sorular soruyorum ve kendi gecemi anlatıyorum. Aynı zamanda gün içinde yapmayı planladıklarımızı anlatıyorum ona. Onunla konuşmam, tam anlamıyla ona odaklanmamı sağlıyor. Ayrıca dil gelişimine de katkı sağlıyor. Sonrasında Ali oyuncaklarıyla oynamak istiyor. Benim de ona katılmamı istiyor. Uykum yoksa kısa süre ona katılıyorum fakat g... Devamı

06 06 2013

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

27 05 2013

Düşünce gücü ile kuş çağırma!

  Birçok kişisel gelişim kitabı ısrarla düşüncenin gücünden söz eder. Olumlu düşünceler olumlu yaşantıları çağırır, olumsuzları ise kötü yaşantıları. Sıkça, aklına gelen başına gelir insanın. Bu sebeple hep iyiyi düşünmeyi önerir bu kitaplar. Fakat iyi yaşamak için sadece iyi düşünmek fikri akıldışı gelir insana. İyi yaşamak için onca uğraşırız da olmaz. Sadece iyi düşünerek nasıl olacak! Belki de bu kadar kolaydır!? Belki de düşünce gücü gerçekten güçlü bir güçtür! Geçenlerde annemle Sirkeci’ye gidip bir muhabbet kuşu aldık. Annem çocuklar gibi mutlu oldu. Zaten onun yaşam sevincine hep hayranlık duymuşumdur. Annem yeni kuşu çok sevdi fakat bir talihsizlik oldu ve kuş kayboldu. Saatlerce aradı kuşu. Devam eden günlerde aramayı ısrarla sürdürdü. Sonra bir gün eve döndüğünde mutfak camının açık aralığından içeriye bir başka muhabbet kuşunun süzülmüş olduğunu gördü. Annem, satın aldığı kuşu kaybetmiş, takip eden günlerde ise başka bir kuş onun evine gelmişti. Annem 10 yıldır bu evde oturuyor. Şimdiye dek bu eve hiç kuş ziyareti olmamıştı. Fakat sanırım annemin ısrarlı arayışı ve ümit edişi bu yeni kuşu onun camından içeri sokacak güçteydi. Şaşırtıcı değil mi!? Devamı

26 05 2013

Koca adam oldu, hala kafasını sağa sola vuruyor!

Koca adam oldu, hala kafasını sağa sola vuruyor! |  görsel 1

  Ali 14 aylık oldu. Artık çok daha sosyal ve davranışlarının sonuçları hakkında daha net bilgileri var. Fakat hala (1)istemediği bir şeyi yapmaya zorladığımızda ya da (2)uyku vaktini geçirmişsek kendini arkaya atarak kafasını denk gelen zemine vuruyor. Bazen ise (3)oyun oynarken kafası bir yere çarptığında, merakla bu vuruşu tekrar ettiğini fark ediyorum. Bazen ise (4)ben başka şeylerle ilgilenirken ilgimi talep ettiğinde ona olumlu cevap vermemişsem kafasını bir yerlere vurarak dikkatimi çekmeye çalışıyor. Şimdi tüm bu durumları tek tek ele alalım: (1)İstemediği bir şeyi yaptırdığımızda; örneğin o oyun oynarken tişörtünü değiştirmek istediğimizde kendini geriye doğru yere atabiliyor. Bu her tişört değiştirmek istediğimizde olmuyor. Yani o da istekliyse sorun yok. O tişört sorunsuz değişiyor. Fakat bazen Ali isteksiz oluyor ya da ben sabırsız oluyorum ve o henüz onay vermeden onu yanıma çekiyorum. Şimdilik ondan daha güçlü olduğum için fiziksel olarak bana boyun eğmek zorunda kalıyor fakat direncini kendini yere atarak gösteriyor. Şimdi ben bu davranışı nasıl değerlendirmeliyim!? Her ne kadar bu davranış olumsuz gibi gözükse de oğlum bana ‘Bana ve benim isteklerime saygı duy!’ demeye çalışıyor. O anda tişört değiştirmek istemiyor. Ben onu ikna edecek kadar sabır gösterirsem ikna oluyor fakat bunu yapmazsam bana hemen tepkisini gösteriyor. ‘Ben şu an tişört değiştirmek istemiyorum, başka bir şeyle meşgulüm!’ diyor aslında. Burada bana düşen görev ona saygı duymak; onu ikna etmek için gereken zamanı ve sabrı göstermek. Zira tişörtün değişmesi gerektiğini düşünen benim. Oysa tişörtü üstünde taşıyan kişi aksini düşünüyor ve ben onu buna zorlayarak aslında onun sınırlarını ihlal etmiş oluy... Devamı

24 05 2013

İlle de emzirin!

Anne sütünün bir faydasını daha keşfettim! Ali'nin köpek dişleri çıktı geçen hafta. Benim kahraman oğlum ateşler içinde yandı 3 gün boyunca. Çektiği ağrı da cabası. İştahı kesildi. Normalde yediğinin %10'u ile yetindi bu süreçte. Sürekli huzursuzluk ve huysuzluk hali vardı. Ben onu nasıl sakinleştirebileceğimi bilemiyordum. Fakat Ali biliyormuş. Normalde emdiğinin 5 katı daha fazla emdi. Emdikçe sakinledi. Çünkü emmek diş ağrısını dindiriyor. Emerken yaptığı çene ve ağız hareketleri dişlerini sakinleştiriyor. İştahsızlık sonucu zayıf düşecekken, anne sütündeki besin maddeleri sayesinde dimdik ayakta duruyor çocuklar.  Ali'yi anne sütü ile beslemeye devam etmeseydim bu süreçte çok sıkıntı çekerdik.  Devamı

24 05 2013

Acaba gelişimi normal mi?

Acaba gelişimi normal mi? |  görsel 1

  Anneyiz biz! Çocuklarımızı diğer çocuklarla kıyaslamak konusunda karşı konulamaz bir arzuya sahibiz. Bu arzu, biraz da bilmemekten kaynaklanıyor. Çocuğum zamanında gelişiyor mu ya da gelişiminde bir sorun var mı yok mu diye merak ediyoruz. İnternette birbiri ile uyuşmayan bir sürü bilgi var. Maddeler halinde sunulan aylık gelişim özellikleri var. Bu web sitelerinin bazılarına göre Ali ciddi bir gelişim geriliğinden mustarip. Diğerlerine göre ise muhtemelen bir dahi. İnternetteki bilgiler bu denli kafa karıştırıcı olunca diğer çocuklar birer referans kaynağı oluveriyor.  Karşılaştığımız bebekli annelere ilk sorumuz 'Sizinki kaç aylık!' oluyor çoğunlukla. Tatlı tatlı, meraktan sormuşuz gibi yapıyoruz. Fakat o anne de biz de bu bilgiye neden ihtiyaç duyduğumuzu gizliden gizliye biliyoruz :)  Kıyaslama, şayet gördüklerimiz bizi memnun ederse iyi hissettiriyor. Fakat öteki çocuk bizimkinden herhangi bir konuda bir miktar daha iyi gelişmişse bu bizi mutsuz ediyor. Özetle kıyaslama pek de dost bir yöntem değil. Zira her çocuğun kendine has bir gelişim hızı var. Kimi bekleyip bekleyip aniden atağa geçiyor. Kimi ise her şeyi kitabına uygun bir şekilde zamanında yapıyor. Kimi hızlı gidip sonra dinlenmeye geçiyor. Yani bir gün önde olan çocuk öteki gün geride kalabiliyor.  Ali, çok yakın arkadaşı Kaan'dan hep bir kaç adım önde gitti. Kaan'ın annesini teselli ederken bulurdum kendimi hep. İçin için de Ali'nin önde giden gelişimi ile gururlanırdım. Sonra bir gün Kaan yürüdü , Ali hala emekliyordu. Kaan ilk kelimelerini gayet güzel bir telaffuzla şakır şakır dizdi önüme. Ali'm ise anne-baba demeyi bile azaltmıştı. Böyle birçok gelişim aşamasında Kaan harikalar yaratmıştı.... Devamı

27 02 2013

Bebeklikteki Uyku Süresi Çocukluktaki Bilişsel Beceriler için Kr

Bebeklikteki Uyku Süresi Çocukluktaki Bilişsel Beceriler için Kritik Öneme Sahip Kanada’nın Montreal Üniversitesi’nden Annie Bernier ve arkadaşlarının, gelişim psikolojisinin en önemli dergilerinden Child Development dergisi’nin 2013 Şubat sayısında yayınlanan son araştırmasına göre, bebeklikteki uyku süresi okul öncesi dönemdeki bilişsel becerilerin gelişimi açısından önem taşıyor. Uykunun beyindeki kimyasal ve hücresel iyileştirme etkisinden yola çıkan araştırmada, 65 bebek ve annelerinden 3 yıl arayla veri toplanmış. Annelerden bebekleri 1 yaşındayken uyku-uyanma düzenini 3 gün boyunca kaydetmeleri istenmiş. Üç yıl sonra, çocuklar 4 yaşına geldiklerinde bilişsel becerileri değerlendirilmiş. Geceleri, aksam 19:00 ve sabah 08:00 arasında, uykuda daha fazla zaman geçiren bebeklerin 3 yıl sonra soyut düşünme, kavramları öğrenebilme ve problem çözme becerileri gibi bilişsel beceri gerektiren işlerde daha başarılı oldukları bulunmuş. Devamı için tıklayınız: http://goo.gl/z3V1a Bernier, A., Beauchamp, M. H., Bouvette-Turcot, A., Carlson, S. M., Carrier, J. (2013). Sleep and cognition in preschool years: Specific links to executive functioning. Child Development, 1-12... Devamı